Ana içeriğe atla

Allah Teala mealen fitne kalkıp din yalnız Allah’ın oluncaya kadar savaşın buyuruyor demek ki din her zaman var ve Allah’ın olmayınca başkasının oluyor açıkla

Allah Teala mealen fitne kalkıp din yalnız Allah’ın oluncaya kadar savaşın buyuruyor demek ki din her zaman var ve Allah’ın olmayınca başkasının oluyor açıkla

Kesinlikle doğru bir tespittir. Bu, özellikle Tevbe Suresi 36. ayetin sonunda geçen şu ifadeyle sabittir:


“Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.”

(Tevbe 36 – Diyanet Meali)



Açıklama:



Bu ayette geçen “din yalnız Allah’ın oluncaya kadar” ifadesi, kelamî ve siyasi anlamda son derece derindir:





1. 

“Din” her zaman vardır.



Kur’an’a göre “din”, sadece İslam’la sınırlı bir kavram değildir. “Din”, genel anlamda:


  • Bir otoritenin hüküm koyması,
  • İnsanların o hükümlere tâbi olması,
  • Hayatın bir merkezî düzen tarafından yönetilmesi anlamına gelir.



Bu yönüyle din; sistem, nizam, düzen, hukuk, otorite ve bağlılık gibi anlamları da içerir. Yani bir toplumda kim hüküm koyuyorsa, o toplumun dini de ona aittir. Allah’ın dini olmayınca, mutlaka beşerin dini olur.





2. 

Allah’ın dini olmayınca, tâğutun dini olur.



Ayette “yalnız Allah’ın oluncaya kadar” ifadesi, dinin boşlukta kalmadığını gösterir. Din ya Allah’a aittir ya da başkasına. Bu başkası ne olur?


  • Şahıs (Firavun gibi),
  • Devlet (seküler sistemler gibi),
  • İdeoloji (kapitalizm, komünizm, bilimcilik),
  • Nefis ve hevâ (liberalizm),
  • Şeytan (batıl felsefeler),



Hepsi Allah’ın dışında hâkimiyet iddia eden tâğutlardır.





3. 

Kur’an’da “din” hâkimiyetle eşdeğerdir.



Kur’an, dinin sadece bir “inanç” değil, hâkimiyet ve yönetim anlamına geldiğini net biçimde ortaya koyar:


  • “Yusuf, melikin dininde kardeşini alıkoyamazdı.”
    (Yusuf 76) → burada “melikin dini” yani “devletin kanunu” kastedilir. Demek ki devletin kanunlarına da din denir.
  • “Yoksa onların Allah’ın izin vermediği bir dini (şeriatı) kendileri için meşrû kılan ortakları mı var?”
    (Şura 21) → burada ise Allah’tan başka hüküm koyanların dinden söz ettikleri ama bu dinin Allah katında meşru olmadığı vurgulanır.






4. 

Din, hâkimiyetin kime ait olduğuna göre tanımlanır.



Kur’an’a göre:


  • Din Allah’a aitse: Adalet, tevhid, hikmet vardır.
  • Din başkasına aitse: Zulüm, şirk, fesat olur.



Bugün “laiklik” diyerek dine müdahale eden sistemler aslında Allah’ın dinine savaş açmış, kendi dinlerini kurmuşlardır.





Sonuç:



“Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar savaşın” emriyle Kur’an; dinin daima bir otorite meselesi olduğunu, boşlukta kalmadığını ve Allah’ın dininin hâkim olmadığı her yerde mutlaka batıl bir dinin hâkim olduğunu bildirir.


Bu yüzden Müslüman’ın görevi:


  • Kendisini Allah’ın dinine teslim etmekle kalmamak,
  • Aynı zamanda yeryüzünde Allah’ın hükmünün hâkim olması için mücadele etmektir.



Yani dinî nötr bir alan yoktur. Ya Allah’ın dini vardır ya da başkasının dini. İkincisi her zaman fitnedir, yani düzen bozucudur.


“Allah’ın hükmü olmayan her yer, fitnedir.”


Bu yüzden fitne kalkmadan, yani Allah’tan gayrı tüm otoriteler tasfiye edilmeden, mücadele de bitmez.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakara Suresi 255(Ayet-el Kürsi), 256,257,258. Ayet-i kerimelerin Elmalılı Hamdi Yazır Tefsirinden

Bakara, 2/255. Ayet  اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür. Kur'an-ı Kerim T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı *** Bakara, 2/256....

Bakara Suresi 1-5 ayetlerinin Meali ve Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri: 1-Elif. Lâm. Mîm. 2-O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir. 3-Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. 4-Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar. 5-İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.

Bakara, 2/1. Ayet  الٓمٓ ۚ  Elif. Lâm. Mîm.  Bakara, 2/2. Ayet  ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ  O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.  Bakara, 2/3. Ayet  اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ  Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.  Bakara, 2/4. Ayet  وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ  Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.  Bakara, 2/5. Ayet  اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ  İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.  Kur'an-ı Kerim  T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Bakara Suresi 1-5 ayetlerinin Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri: ...

Bakara Suresi 21-25. Ayetler Elmalı Hamdi Yazır Meali ve Tefsiri:

Bakara Suresi 21-25. Ayetler Elmalı Hamdi Yazır Meali ve Tefsiri: Meâl-i Şerifi 21- Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'ın) azabından korunasınız. 22- O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayın. 23- Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz. 24- Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının. 25- İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olma...

Rad Suresi 2-5. Ayetlerin Meali ve Elmalılı Tefsirinden Açıklamaları:

Rad Suresi 2-5. Ayetlerin Meali ve Elmalılı Tefsirinden Açıklamaları: Ra'd Sûresi (2) اَللّٰهُ الَّذٖی رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَیْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَؕ كُلٌّ یَجْرٖی لِاَجَلٍ مُسَمًّىؕ یُدَبِّرُ الْاَمْرَ یُفَصِّلُ الْاٰیَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ ﴿٢﴾  Meal Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş'a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. (2)  Ra'd Sûresi (3) وَهُوَ الَّذٖی مَدَّ الْاَرْضَ وَجَعَلَ فٖیهَا رَوَاسِیَ وَاَنْهَارًاؕ وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ فٖیهَا زَوْجَیْنِ اثْنَیْنِ یُغْشِی الَّیْلَ النَّهَارَؕ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَاٰیَاتٍ لِقَوْمٍ یَتَفَكَّرُونَ ﴿٣﴾  Meal O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-diş...

Şüphe yok ki göklerin ve yerin yaradılışında ve gece ile gündüzün ihtilâfında elbette tam akıl sahipleri için açıkça deliller vardır. ﴾Ali İmran 190﴿

إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.   ﴾Bakara 164﴿   إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ لَءَايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ Şüphe yok ki göklerin ve yerin yaradılışında ve gece ile gündüzün ihtilâfında e...