Ana içeriğe atla

DÜNYANIN SADECE DIŞINI BİLENLER:

 **DÜNYANIN SADECE DIŞINI BİLENLER:


Rûm 7 Âyeti, Fenomenalizm ve Modern Bilimciliğin Kör Noktası**


Giriş


Modern çağın kendine güveni büyük; teknik başarı, teknoloji, veri, ölçüm, hız…

Fakat bütün bu gürültü içinde en temel hakikat gözden kaçırılıyor:

İnsanlık, varlığın sadece yüzeyini okuyor.


Kur’ân, modern insanın bu epistemik körlüğünü Rûm 7. âyette çarpıcı bir şekilde özetler:


Rûm, 30/7. Ayet 


يَعْلَمُونَ ظَاهِراً مِنَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَهُمْ عَنِ الْاٰخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ 


Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler. 


Kur'an-ı Kerim 

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı


Bu âyet sadece tarihî Mekke müşriklerini değil; modern bilimi din hâline getiren pozitivist zihniyeti de yüzyıllar önceden teşhis eder.

Bugün adına “bilim” denilen yöntem, yaratılışın hakikatini değil, sadece fenomenini ölçer.

Ve fenomeni hakikatin tamamı zanneden, kaçınılmaz olarak “âhireti”—yani gayeyi, sonucu, anlamı—kaybeder.



1. Fenomen Bilgisi ve Kur’ân’ın “Zâhir” Tanımı


Ayetin merkezindeki kelime zâhirdir.

Zâhir:

görünen,

yüzeyde olan,

ölçülebilen,

duyularla teyit edilen,

fenomen.


Bugün bilimin çalışma alanı tam olarak budur:

Olayın dış yüzü.


Bu sebeple Kur’ân’ın “zâhir” dediği şey, modern pozitivizmin “fenomen” dediği şeyle bire bir örtüşür.

Bilim fenomeni inceler, bunda sorun yoktur.

Sorun, fenomeni tek gerçek ve tek bilgi ilan etmektir.



2. Modern Bilimcilik: Fenomeni Mutlaklaştıran Yeni Dogma


Pozitivist düşünce, 19. yüzyıldan itibaren büyük bir iddia ortaya attı:


“Sadece gözlenebilir olan gerçektir.

Ölçülemeyen yoktur.

Metafizik bilgi mümkün değildir.”


Bu düşünce:

gayeyi dışladı,

hikmeti yok saydı,

Allah’ın yaratma iradesini görmezden geldi,

sebep–sonuç ilişkilerini mekanikleştirdi,

bilimi felsefenin yerine koydu.


Ve en önemlisi:


Bilginin metodunu, hakikatin sınırları zannetti.


Kur’ân’ın eleştirisi tam buradadır.

Fenomeni bilmek kötü değil; fenomeni hakikatin tamamı sanmak körlüktür.



3. Rûm 7’nin Ontolojik Uyarısı: Bu Bilgi Eksiktir


Kur’ân’a göre “dış yüzü bilmek” bilgi sayılır ama tam bilgi değildir.


Çünkü dış yüz, kendi başına anlam taşımaz;

anlam, gayeden gelir.


Bu yüzden ayet şöyle devam eder:


“…âhiretten ise tamamen gafildirler.”


Buradaki “âhiret” sadece ölüm sonrası değildir;

sonuç, gaye, maksat, varlığın ardındaki niyet demektir.


Yani:

Sadece fenomeni bilmek → anlamsızlık üretir.

Sadece maddeyi görmek → gayeyi karartır.

Sadece sebebi okumak → Müsebbib’i görmezden gelir.


Bu yüzden bilimcilik kaçınılmaz şekilde:


✔ anlam krizine

✔ nihilizme

✔ amaçsızlık psikolojisine

✔ “tesadüf-dogması”na

✔ bağsız bir evren fikrine


sürüklenir.



4. Kant ve Pozitivizmin Birikmiş Körlüğü: Sadece Fenomen Bilinebilir mi?


Kant’ın fenomen–numen ayrımı, sonrasında materyalist çevrelerde şu hale geldi:


“Numen bilinemez; bilinemiyorsa yoktur.”


Bu saçma bir sıçramadır.

Bilinememesi → var olmaması değildir.


Ama pozitivist bilimcilik, metodunu ontolojiye dönüştürdü.

Ölçemediği her şey “yok.”


Ne yok sayıldı?

ruh

özgür irade

ahlâkın kaynağı

gaye

tasarım

akıbet

vahiy

ilahî hikmet

sebebin gerçek faili


Bütün bunların tek bir kelimede toplandığını görüyoruz:

Âhiret.


Ayet “âhiret” derken kelamî ve felsefî açıdan “metafizik hakikat alanına” işaret ediyor.



5. Bilimciliğin En Büyük Çelişkisi: Kendi Dayandığı Metafiziği Bile Görememesi


Pozitivizm fenomen dışında hiçbir şeye inanmaz ama kendi fenomenine bile dayanamaz.

Çünkü bilim:

matematiğe dayanır (soyut)

akla dayanır (metafizik)

düzen varsayar (ontoloji)

sebep–sonuç kabul eder (metafizik)

evrensel yasaları kabul eder (gözle görülmeyen düzen)


Bilim yapabilmek için bile insan metafizik kabuller kullanmak zorundadır.


Bir başka ifadeyle:

Modern bilimin arka planında bile “âhiret bilgisi” vardır ama bilimcilik bunu inkâr eder.



6. Kur’ân’ın Derin Tavrı: Fenomeni İncele ama Hakikati Gör


Kur’ân, kevnî ayetleri gözlemlemeyi teşvik eder:

Bakara 164

Âl-i İmrân 190–191

Fussilet 53

Ra’d 2–5


Hepsi aynı şeyi söyler:


“Görüneni inceleyin ama görünmeyenin tecellisini görün.”


Kur’ân’ın tavrı:


✔ bilim → gerekli

✔ akıl → zorunlu

✔ gözlem → farz

❌ hakikati fenomenle sınırlandırmak → sapma


Rûm 7, bu metodik sapmayı önleyen bir köşe taşıdır.



7. Sonuç: Rûm 7 Modern Bilimin En Büyük Körlüğünü Teşhis Ediyor


Ayetin hükmü çok net:


Sadece dışı gören, gerçeğin çoğunu ıskalar.


Modern bilimcilik:

sadece fenomeni okuyor

fenomeni mutlaklaştırıyor

anlamı kaybediyor

gayeyi inkâr ediyor

yaratıcıyı perdelemek için metodunu Tanrılaştırıyor


Kur’ân ise bu körlüğü 1400 yıl önce isimlendirdi:


“Onlar dünya hayatının sadece dış kısmını bilirler.”

Bu bilgi güçlüdür ama tek başına yeterli değildir.

Hakikat, görünmeyeni görmeyi gerektirir.


Ve görünmeyeni görebilen,

sadece gözle bakan değil,

zihni ve kalbiyle gören insandır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakara Suresi 255(Ayet-el Kürsi), 256,257,258. Ayetlerin Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri

Bakara, 2/255. Ayet  اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ   Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.  Kur'...

Bakara Suresi 1-5 ayetlerinin Meali ve Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri: 1-Elif. Lâm. Mîm. 2-O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir. 3-Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. 4-Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar. 5-İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.

Bakara, 2/1. Ayet  الٓمٓ ۚ  Elif. Lâm. Mîm.  Bakara, 2/2. Ayet  ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ  O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.  Bakara, 2/3. Ayet  اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ  Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.  Bakara, 2/4. Ayet  وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ  Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.  Bakara, 2/5. Ayet  اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ  İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.  Kur'an-ı Kerim  T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Bakara Suresi 1-5 ayetlerinin Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri: ...

Bakara Suresi 21-25. Ayetler Elmalı Hamdi Yazır Meali ve Tefsiri:

Bakara Suresi 21-25. Ayetler Elmalı Hamdi Yazır Meali ve Tefsiri: Meâl-i Şerifi 21- Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'ın) azabından korunasınız. 22- O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayın. 23- Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz. 24- Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının. 25- İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olma...

Rad Suresi 2-5. Ayetlerin Meali ve Elmalılı Tefsiri : 2. Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş'a istivâ eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır. 3. Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır. 4. Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bağları, ekinler, bir kökten ve çeşitli köklerden dallanmış hurma ağaçları vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır. (Böyle iken) yemişlerinde onların bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır. 5. (Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanla

Rad Suresi 2-5 Ayetler Elmalılı Tefsiri: اَللّٰهُ الَّذ۪ى Allah O'dur ki, رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ gökleri direksiz, dayaksız yüceltti. Ne yapmak ve yükseltmek için iskeleye, ne de manivelaya, ne de dayamak için direk dikmeye muhtaç olmadan sırf kudretiyle yaptı, yükseltti, kaldırdı ve orada tuttu, düşmesini önledi. تَرَوْنَهَا Onları görüyorsunuz. Yani üzerinizde olan gökleri görüp duruyorsunuz: O büyük gök cisimleri öylece direksiz olarak duruyorlar, orada dönüp durduklarını da siz görüyorsunuz. İşte Allah, onlara böyle direksiz ve dayaksız olarak kendi yörüngelerinde ve o kadar yükseklerde hareket kabiliyeti verip, size de gösteren kadiri mutlaktır. Bu manada تَرَوْنَهَا daki zamir "direksiz göklere" racidir. Ve cümle bir yan cümleciktir. Bazı tefsir alimleri bunun عَمَد "amed"e (Amed, amudun veya imadın çoğuludur ve direkler anlamına gelir.) raci ve onun sıfatı olması ihtimalini de dikkate almışlardır ki, o ...

Şüphe yok ki göklerin ve yerin yaradılışında ve gece ile gündüzün ihtilâfında elbette tam akıl sahipleri için açıkça deliller vardır. ﴾Ali İmran 190﴿

إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.   ﴾Bakara 164﴿   إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ لَءَايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ Şüphe yok ki göklerin ve yerin yaradılışında ve gece ile gündüzün ihtilâfında e...